26 Aralık 2014 Cuma



           "beklemek
şimdi hiç duymayan birine
    dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar
                      anlamsız..."
VAZGEÇTİM

yürüdüm
parçalandı ayaklarım
bir kapı aradım aydınlığa açılan
yollar uzadı
yürüdüm
dinsin istedim içimdeki kalabalık
dinmedi
yürüdüm
kanadı ayaklarım
birini bekledim yüklerimi bırakacak
taşlandı yollar
yürüdüm
sussun istedim kulağımdaki fısıltılar
susmadı
boğuldum çıkmazımda
kapı yoktu
sen yoktun
artık beklemedim
vazgeçtim.

21 Aralık 2014 Pazar

KORKMUYORUM SENDEN

ne gidişinin ardını düşünüyorum
ne burada bıraktığın çığlıkları
sorgulamıyorum, aramıyorum bir sebep
hiç gelmeyecekmişsin gibi beklemiyorum seni
canlarımın mı tutacağım yasını
yoksa önce ben mi yol alacağım
aldırmıyorum.
maviyle çevrili bu kurgudan
hiç çıkmayacakmışım gibi 
uyanıyorum sabahıma.
çıkış kapım değilmişçesine bu ölü toprak
böbürlenmiyor ayaklarımın altında
beni de inandırıyor.
ayaküstü uyuyorum gözlerim açık
hangi kapının ardı bekleyişte bizi
hangi buluşmaların habercisi
merak etmiyorum.
korkmuyorum senden ölüm
yalan söylüyorum.

14 Aralık 2014 Pazar

EN ÇOK SENİ ÖZLEDİM

her şey yalandan
sadece seni özledim
güçsüzlüğüm yoruldu gizlenmekten
yalandan bu dik duruşlarım
sadece sen uyan yeniden
uzadı burnum kandırdığımdan kendimi durmadan
iyiyim dedim
ama değilmişim
sen duyma beni
sadece inan.
çırpınırken sen, ben öldüm
şimdi sen uyandır beni
seni yeniden uyandıran melekler gibi
ağlat beni
bu kez iyi haberlerinle
aşındım dolup dolup taşmaktan
avcundaki çizgilerin zorundan
aldırma bana
masumiyetin yeter beni ayakta tutmaya
sadece açık tut gözlerini kaderinin inadına
devam et inatla
nefesini zorlamaya
bitmeyecek ömürler yapmıştım sana
ruhum uçmuş gibi günleri yaşarken
çünkü hep, en çok seni özledim ben 






     gecenin tam ortasında
     hızla atan kalp atışları
     ve birkaç yağmur damlasıydı sadece dinlediğim
                    daldın uykuna çoktan
                    avuçlarım terledi eskiyi düşlediğimden
                    ve şimdi sende bu haldeyim
         beklentisiz,
         mutlu..
in this dead hour
when all is blank
minutes are worthless

10 Aralık 2014 Çarşamba

Yalandan İnsan

Büyüklüğüm yetmedi sizi içten affettim demeye
Ne kadar bastırsam da nefretimi
Yalandan insanlığınız çıkardı yeniden bir bir gün yüzüne
Masum değildi çocukluğunuz bile
İçinizdeki karalar boyar sandiniz tüm renkli duygularımı
Ama yetmedi kirletmeye oyunlarınız gökyüzündeki bulutlarimi
Sandıniz ki hep size dönüyordu dünya
Göremediniz yıldızlarin arkasina sığınmış o gerçekten yaşanmışlıkları
Kaybettirdi çirkin sözleriniz ama fark edemediniz.
Şimdi
Sizin olsun ateşten kahkahalarınız
Altından kötü kokular sızdırdığınız dostluklariniz
Bir gün icinizdeki o zifiri karanlıkta mahkum kalacaksiniz.
Zaten hep yalandan insandınız. 

9 Aralık 2014 Salı


KÖPRÜYE GELMEDEN

Tanıdın mı ruhum
sana biçilen bedenin bu
toprak kokulu ama yumuşak
sadece seni yolun sonuna taşıyacak
bazen de sana kendini unutturacak
etrafındaki kaftanlara aldanma
hepsi yerin altında kuruyacak
hatırladın mı ruhum
dünyaya düşmeden önce giydiğin şey bu
yalandan dertler edinip eskittiğin şey bu
unutacak mısın yeniden kendini
kendine vereceğin hesabı düşünecek misin
köprü yakın
atlama vakti yakın ateşten sulara
hadi çıkar bedenini soğudu yeterince
şimdi ruhun ıslansın
son bir kez bak geriye
senin miydi o buruşmuş kabuk
düşün ve kıymetini bil ömrünün
senin diye sahiplenmeden
köprüye gelmeden..

8 Aralık 2014 Pazartesi

BUNDAN SONRASI

kendimizi kandırarak yaşıyoruz bundan sonrayı
gelecek acıyı beklemiyormuşuz gibi
hiç tedirgin olmuyormuş gibi sayıyoruz geçen günleri
biliyorum bundan sonrası gelecek gözyaşı hep
yakacak canımızı artık bundan sonrası
arada bazen oyalayacak
oynayacak bizimle
bir iki gülümsetecek anlar yaşatacak
çok geçmeden örecek önümüze o tuğladan duvarı
bir bir alacak sevdiklerini teker teker sana sormadan
sonra araya yine bir tutam zaman koyacak unutturacak
sonra yeniden üzecek bundan sonrası
biliyorum beni şimdi alıştırıyorsun
önüme koyduğun o zamanla beni oyalıyorsun
ama ben biliyorum
artık çok acımasız geliyorsun habersiz
biliyorum tüm oyunlarını
alışmak istemiyorum şimdiki zamana
alışırsam bir sonrakiler kovalayacak peşimden
korkuyorum
uyumuyorum
acıyı bekleyiş hep bundan sonrası


HAYAT KISA

sihirli bir değnek değdi dünyaya
bir ağaç bitti toprak üstünde
bir bebek oluştu anne karnında
yağmuru getirdi kış ağaç büyüdü
ayları getirdi zaman bebek büyüdü
güneş değdi huzur indi yeryüzüne
ağaç meyve verdi
çocuk gülümsedi
rüzgar değdi uçtu zaman
yapraklar düştü çoktan
çocuk yaş aldı oldu bir adam
çok mevsimler daha geçti
ağaç yine yeşerdi toprak üstünde
bir melek indi dünyaya
bir yaşam bitti toprak altında
bir örüntüydü zaman
döndü dolaştı geçti üzerimizden
topraktı asıl önemli olan
ağacı yaşattı
çocuğu çürüttü
bitmişti uzun gelen hayat 
nasıl oldu anlamadan.



30 Kasım 2014 Pazar

AYAKLAN ARTIK

sen uyudun aktı zaman.
aç gözünü tut şu koşan akreple yelkovanı.
sen durdun koştu zaman.
ayaklan da sor hesabını geçen ayların tüm takvimlerden.
duy dakikaları bak akıyorlar umursamadan.
ben tuttum birkaç ayı yakasından koşmasın daha fazla sensiz diye
sana biraz zaman bak !
ben yorulmadan ayaklan.
tutmuşken zamanı
bir gayret daha
son bir direniş.
tuttum dönmüyor dünya güneş etrafında
haydi son bi gayret
ayaklan, konuş da soralım hesabını geçen günlerin zamandan
ayaklan artık bizimle birlikte dönsün dünya
beraber kaybolalım akan zamanda.
beraber büyüyelim.
canım.
küçüğüm.



      
















 

28 Kasım 2014 Cuma

KAMBURDA BİR YÜK

yaşar insan.
yaşadıklarını geride bırakır bazen ve nefes almaya devam eder.
bazense geçmiş takılır kamburuna sürüklenir yaşanmışlıklar.
süründükçe acıtır, yorar.
atmak istersin, doğrulmak, devam etmek istersin dimdik.
atamazsın.
atamaz insan.
hayatı yaşıyor sanır.
ama aslında yükleriyle hayattan sadece geçer.
geçitin sonunda buruşur insan,
eskir, eğilir.
kamburundaki yüktendir o, yaşlılıktan değil.
ne zaman ki ruhun taşıyacak gücü kalmamıştır geçmişi.
sıyrılıverir o eskiyen toprak bedenden.
biz de öyleyiz şimdi.
ne geçmiş zamana tutunabildik
ne de ileri gidebildik.
ruhun günü gelip taşıyamayacağı
kamburda bir yüküz sadece.

25 Kasım 2014 Salı

 
YUTAMADIM
 
Yutamadım.
Düğümlendi boğazımda. 
Büyük geldi anılar.
Parçalayamadım, kıyamadım.
Öyle kaldıkça acıttılar.
Yutamadım ama boğulmadım da.
Sadece kızardı biraz gözlerim. 
Nefesimi zorladılar.
Anılar
                                                     
                                                                      UYKUSU

Uykusu melek
Uykusu uykulu artık.
Uykusu gecesiz ve yıldızlı
Belki rüyalı
Uykusu bir nefes ötesi
Uykusu gerçek
Uykusu yakın
Dokunsan uyanır artık
Uykusu her renkten
Uykusu korkusuz
Uykusu sabahlı
Gerisi kokulu bekleyiş artık










VAR

Bırakıp gitmek var
Arkana bakmamak var
Vazgeçmek var
Düşünmeden yürümek var
Özlemi, izleri kazımak var
Olmamış saymak var
Yokluğu kavramak var
Dönmemek var.
Hepsinden önce
Yutmak,
Kararlı olmak,
Dik durmak,
Yükleri taşıyacak kadar güçlü olmak,
Unutmak
Var.

16 Kasım 2014 Pazar

Kirli Beyaz Kedi

       Kirli beyaz kedi
       Yıkan gözyaşınla
       Kurtul anılardan
       Sarıl yarınlara.

       Işığım loş.
       Seni çok özledim.
       Canım yanıyor. Anlatırsam söner sandım. İçimi dökmek istedim.
       "Nasılsın kızım, anlat bana hikayeni"

       Seni çok özledim İrem, seni çok özledim ablacım. O gür sesinle adımı seslenişini özledim. Hümeyra ablaaaaaa diye bağırmanı özledim. Sana deli deli dans etmeyi, bana gülmeni özledim.

       Yargılayamam olanları soramam hiçbir şey. Hakkım yok buna. Sadece özleyebiliyorum. Elimden gelen bu. Şükrediyorum Allah'a. Tutamıyorum, ağlıyorum. İsyandan değil, taşımak zor geliyor bazen dayanamıyorum. Gücüne gitmesin onun. Sadece insan olduğumdan. İnsanım... Özlüyorum... Seni çok özlüyorum ablacım. 

       Neler hissediyosun, neleri anlıyosun, ne kadar anlıyosun, ne kadar canın yanıyo, ne kadar hatırlıyosun, neler düşünüyosun, Nasılsın? Anlat bana hikayeni...
      
       Nasılsın kızım söyle bana kendini.
       Sen... Neler neler çektin ben biliyorum. Dokunsam ağlarsın hissediyorum.

       "Hüzün zamanı geçti. Onlar eskidendi. Bitti. Hepsi geçti". demek istiyorum, seni çok özlüyorum ablacım.

       Sen yine sensin ama aslında değil gibisin. Sana bakıyorum ama aslında sana bakmıyor gibiyim. Eski sağlıkla gülen seni çok özlüyorum. Biliyorum iyi olacaksın. Sabrediyoruz. Hepimiz seni çok seviyoruz. Umudumuzu kaybetmedik hiç. Hep umutla sarıldık sana. Sen de "sarıl yarınlara"... O şarkıdaki kirli beyaz kedi gibi. Sımsıkı sarıl hem de. Sakın bırakma. Biz sana çok güveniyoruz. Bunları sen yaşadın. Çünkü sen çok güçlüsün. Miniğimizdin sen bizim. Şimdi minik meleğimizsin.

       Bir mum yaktım. Sanki göğsümde alevleniyor. Canım yanıyor ablacım. Seni özlüyorum. Çok özlüyorum. Yaşıyorum, geçiyo günler ama çok özlüyorum.

       Sen melek olmak için gelmişsin dünyaya. Hayat bir gün bitecek herkese. Sakın üzülme, sen meleksin...

       Seni çok özlüyoruz ablacım. Bunları da atlatıcaz. Çok şükür çok şey atlattık da. Biraz daha sabır sadece.

       Her şeye rağmen ayakta kalmak ne zormuş. Hayat ne zormuş. Yaşadığımız ama aslında yaşamak için gelmediğimiz şu hayat ne zormuş. Hayata yaşamak için gelmiyormuşuz. Vakit geç olmadan öğrendik bir şeyler. Seninle öğrendik. Seninle bize böyle öğretildi. Özür dilerim. Özür dileriz.

       Sen meleksin ya. Dua et bize olur mu? Şu sınavımızı verelim. Çünkü seni çok özledim ablacım. Seni, sağlıkla, yanaklarındaki o çukurla gülmeni özledim. Özledik, özlüyoruz.

       Çarşamba günü uzun zamandan sonra tekrar hastaneye gideceksin. Belki de ilk kez hastanede olduğunun farkında olacaksın. Sakın korkma tamam mı? Ablan kaçıp gelicek yanına. Çünkü seni çok özledim, çünkü seni çok seviyorum, çünkü sen en çok beni seviyosun. :)

       İyi olacaksın tamam mı ?
       Dua et.
       Sen meleksin.